Üyelik Girişi
Site Menüsü
Site Haritası
Takvim

Mustafa Yavuz

Mustafa Yavuz
myavuz2006@gmail.com
Bilim, Umut, Gelecek ve GENÇLİK
08/05/2015
Çok Değerli Öğrenci Kardeşlerim!

Bilim; “Evrenin ya da olayların bir bölümünü konu olarak seçen, deneysel yöntemlere ve gerçekliğe dayanarak yasalar çıkarmaya çalışan düzenli bilgi edinme ve yöntemli araştırma sürecidir” diye kısaca ve dile kolay, zahmetsizce tanımlanabilir. Ancak, bilim kavramını anlamak ve tanımak bu kadar kolay değildir… Hele ki günümüzde…

Bilim belki de insanlığın başlangıcından beri vardır yeryüzünde. Bilim önce gözlemler deneme-yanılmalarla hayat buldu, hayat verdi. Kimi zaman mağara duvarların da resim oldu, efsanelerle, masallarla, söylencelerle büyüdü, dilden dile zihinden zihine yayıldı, kitap oldu cilt cilt, eser oldu yıllara yollara ışık tutan. Ama bilim incelediğinizde rengi olmayan bir tablo gibidir. Kim hangi rengi isterse ona boyar. İster deniz mavisi orman yeşili, isterse zift karası kan kızılı…

Bilim insanın yeryüzündeki ilk nefes alışından beri insana hizmet eden, insanı ve soylarını yaşamda tutan en önemli unsur olmuştur. Oysaki ahlaklı ve vicdanlı ellerde hayat veren bilim, ahlaksız ve vicdansız ellerde ise en acımasız silah olmuştur. Uzakları yakın eden, gözle görülemeyecek kadar küçük nesneleri görünür kılan, insanlığa başka gezegenlerde bile yaşam hayalleri kurduran bilim, an gelmiş en yakını bile uzak etmiş, nesilleri ortan kaldırmıştır. Bugün neredeyse hepimizin cebinde olan telefonlar en uzaktaki yakınlarımızın sesini ve hatta görüntüsünü bize ulaştırıyor ise bu bilim sayesindedir. Yine Japonya’da Hiroşima ve Nagasaki’de binlerce insanın ölümüne neden de bilimdir, bilimin getirdikleridir. Bu nedenle bilim yanlış ellerde felaket, acı ve mutsuzluk, doğru ellerde ise umut, mutluluk ve huzurlu bir gelecek demektir.

İçinde bulunduğumuz bilim çağında atomun içinde neler var onlar inceleniyor, mikro boyuttan nano boyuta iniliyor. Göktaşlarında yaşam kırıntıları görülüyor, yeni DNA formları keşfediliyor. Doku ve organların bazıları başka canlıların vücutlarında üretiliyor ve hastalara naklediliyor. Hücreleri kullanan doku yazıcıları ile kas dokusu laboratuvar ortamında basılıyor. Bakterilerin bile içinde yaşayan nanobakterilerin varlığı keşfediliyor ve hatta imkansız denen gerçekleştiriliyor, ışık durduruluyor…

Değerli katılımcılar ve özellikle çok değerli öğrenci kardeşlerim!

Sizler tarladan pazara, kamudan halka, sanayisinden şirketlerine, her kesiminden bir ulusun, bir milletin tüm unsurlarının en temiz hayallerine kendi hayallerinizi, umutlarına umutlarınızı katarak buralara geldiniz. İçinde bulunduğunuz ve bir parçası olduğunuz bu ilim-irfan yuvasında, bilim yolunda ilerlemeye devam ediyorsunuz. Unutmayın kardeşlerim! çıktığınız bu yol, uğrunda mücadeleler vereceğiniz bu dava kutludur. Artık biliyoruz ki; hayatta en hakiki mürşit (yani kılavuz) ilimdir, fendir. Kardeşlerim görüyoruz ki; ilimin ve bilimin ipine tutunmuş uluslar varlıklarını sürdürebilmektedir. Tarihi boyunca dünya uluslarına önderlik etmiş bir milletin evlatları olarak geçmişten dersler alıp, geleceğe umutla bakmak zamanıdır. Artık çok net bir şekilde anlaşıldığı üzere; bilim gerek sözlü ve yazılı, gerekse fikri ve düşünsel kazanımların birikmesiyle varlığını sürdürmektedir. Yani kardeşlerim; bilim nesillerin her alandaki birikimleriyle gelişmektedir.

Hatırlayın! Dünya’nın henüz küçük bir kara parçasından ibaret olduğunun zannedildiği zamanlarda atalarımız, Dünya’nın geri kalanını haritalamakla meşguldü. Birileri ışığın hangi melek tarafından üretildiğini kiliseye sorarken, atalarımız çöllerdeki çadırlarında bugün kullanılan fotoğraf makinelerinin icadının temellerini oluşturan kuralları inceliyordu. Birileri baş ağrısını kafatasını delerek tedavi etmeye çalışırken, atalarımız bitkilerden ilaçlar yapıyor, klinik tıbbın temellerini atıyorlardı. Hatta birileri halk-kilise çatışmalarıyla karanlık çağlarını yaşarken, bizim atalarımız bilim ilahi ve evrensel bir mirastır diyerek sahip çıkıyorlardı. Böylece bilim dünyanın karmaşasından uzak huzur ve bütünlük coğrafyasında yetiştiriliyor, büyütülüyordu.

Ne yazık ki kardeşlerim, birilerinin bu bütünlük ve anlamlılık tablosunu fark etmesi pek te uzun sürmedi. Dalaverelerle önce birliğimizi, sonra tarihimizi, sonra değerlerimizi elimizden aldılar ve sonra ise ata mirasımız bilimi… Belki de sırf bu nedenle ilim Çin’de bile olsa gidip almalıyız. Ama zorla değil, öğrenerek, öğreterek ve geliştirerek almalıyız ata yadigarımızı. Ama sadece bizim olsun diye değil, bilim herkesin olsun, evrensel olsun diye yapmalıyız bunu…

Kardeşlerim! Şimdi kıvılcımlar olarak çıktığınız bu yolda ileride ateşler olacağınıza, karanlıkları aydınlatıp soğuk ruhları ısıtacağınıza hiçbir şüphemiz yoktur. Sizler istikbalimiz, geleceğimiz, umutlarımız ve tüm birikimlerimizin haklı mirasçıları olacaksınız. Bilimi, bilgiyi, size ait olanı arayıp bulacak, içinde bulunduğunuz dünyayı tanıyacak, tarihimizi anlayacak ve anlatacak, biriktirip aktaracak, yaşayacak ve yaşatacaksınız.

Kardeşlerim! Sizden önceki bilim yolcularının hatalarından dersler alıp, bilim, irfan ve ahlak miraslarını sizden sonrakilere kendi birikimlerinizi de ekleyerek aktaracak olanlar sizlersiniz. Unutmayın! Işığı bile durduran bu yüksek ruhun kaynağı, bu aziz milletin hayallerine, umutlarına ve soyunun birikimlerine olan inancıdır.

İnanın ki; düşünen son insan da ölmeden UMUT ÖLMEZ! Sizler atalarımızın ve size değer verenlerin umutlarısınız.

Değerli Kardeşlerim!

Yüklendiğiniz bu sorumluluğun hakkını vereceğinize inancımız tamdır. Sizler ilim ve irfan erleri olmak için çıktığınız bu yolda daima şunları hatırlayın;

Zamanın imparatoru bilim, elçileri de savaşçıları da bilim insanlarıdır!

Bu zamanda ve gelecekte “Muhtaç olduğunuz Kudret Damarlarınızdaki Asil Kanda, atalarımızın Kutlu Mirasında Mevcuttur!

Sevgi ve Selamlarımla…

MYAVUZ

Not: 07.05.2015  tarihinde Göynük Fen Lisesi Bilim Fuarı Etkinliği açılışında yaptığım konuşma metninden...



Paylaş | | Yorum Yaz
1828 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

ANTALYA MEMELİ FAUNASI VE BİYOKAÇAÇILIK PERSPEKTİFİNDEN GENEL BİR BAKIŞ - 14/03/2015
Özellikle son yıllarda biyolojik çeşitliliğin “biyolojik zenginlik” olarak algılanmaya başlaması ve biyolojik kaynakların maddi değerlerinin tartışılmaya başlanmasıyla önemli bir sorun ile yüz yüze kalınmıştır. BİYOKAÇAKÇILIK...
Söz Söylemeye Cesareti Olanlar Güzelliklerle Aramızdan Ayrılırken - 27/09/2012
Söz Söylemeye Cesareti Olanlar Güzelliklerle Aramızdan Ayrılırken...
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam29
Toplam Ziyaret51758
Hava Durumu
Anlık
Yarın
8° 1°
Saat