Üyelik Girişi
Site Menüsü
Site Haritası
Takvim
Mustafa Yavuz
myavuz2006@gmail.com
ANTALYA MEMELİ FAUNASI VE BİYOKAÇAÇILIK PERSPEKTİFİNDEN GENEL BİR BAKIŞ
14/03/2015

DİKKAT, Biyolojik değerlerimizi kaçırıyorlar...

         Ülkemizde yayılış gösteren 170 civarındaki memeli türünün yaklaşık 40 tanesi (tüm Türkiye’nin yaklaşık % 25’i) Antalya il sınırları dahilinde yayılış göstermektedir. Yeryüzünde hüküm süren en son omurgalı grubu olan memelilerin diğer omurgalıların birçoğuna göre çok daha geniş alanları kullandıkları düşünüldüğünde; dar denilebilecek bir alanda, gerek dikey gerekse yatay habitat çeşitliliğine bağlı olarak bu kadar çeşitlenmesi şaşırtıcıdır. Antalya ili aynı gün içinde sahillerinde baharı/yazı yaşatırken, daha yükseklerde, zirvelerde güzü/kışı yaşatabilen ender coğrafyalardandır. Anadolu’nun genelinde görmeye alışık olduğumuz bu durum, çeşitliliğin de temel nedenlerindendir. Bu nedenle sahip olduğumuz kaynak değerlerimiz ile yerli ve yabancı ilgililer/araştırmacılar için bir cazibe merkezi, bilimsel çalışmalar ve uygulamalar için geniş bir laboratuvar ve malzeme deposu olduğumuz gerçeği ile karşı karşıyayız. Özellikle son yıllarda biyolojik çeşitliliğin “biyolojik zenginlik” olarak algılanmaya başlaması ve biyolojik kaynakların maddi değerlerinin tartışılmaya başlanmasıyla önemli bir sorun ile yüz yüze kalınmıştır. Bu sorunun literatürümüze yerleşmiş adı “biyokaçakçılık” olarak bilinmektedir. Bir ülkenin sahip olduğu tüm değerler ve varlıklar millidir, yani o topluma aittir. Dolayısıyla özellikle sadece o topluma, o coğrafyaya ait olan değerler ve kaynakların korunması milli bir vazifedir.

Yabani bitki, hayvan gibi biyolojik kaynaklara ait bireylerin, bunların hücre, doku ve parçalarının, milli olarak yetkili kurumların izni alınmadan, yabancılar tarafından yurt dışına götürülmesi “Biyokaçakçılık” olarak adlandırılmaktadır. Biyokaçakçılığın çok boyutlu bir denklemin genel adı olduğu da unutulmamalıdır. Zira, doğa koruma uygulamalarından eğitime, bilinçsiz toplama ve yakalamadan ticari lobilere, av ve eğlence amaçlı uygulamalardan toplumsal yargı ve beklentilere kadar uzanan bu denklemde kaybedilen milli kaynaklardır. Biyokaçakçılık doğrudan biyolojik çeşitlilikle (bir görüşe göre biyolojik zenginlik) ilgili bir olgudur. Özellikle zengin biyolojik kaynakları olan, çeşitliliği yüksek, yeterince korunmayan ve kolay ulaşılan coğrafyalar biyokaçakçılık açısından ciddi riskler taşımaktadırlar. Bugün geldiğimiz noktada; siyasi ve/veya coğrafi olarak oluşturulmuş sınırların biyolojik kaynakları ne içeride tutmaya, ne de dışarıdan içeriye müdahaleye engel olmaya muktedir olmadıklarını fark etmiş bulunmaktayız. Bu farkındalıkla birlikte son yıllarda ülkemiz bünyesinde bulunan ilgili kurum ve kuruluşların biyokaçakçılık ile ilgili olarak “farkındalık” etkinlikleri yapmaları önemli bir adımdır.

Bu kapsamda bünyesinde 2873 Sayılı Milli Parklar Kanunu kapsamında 4 adet Milli Park, 3 Adet Tabiatı Koruma Alanı, 3 Adet Tabiat Parkı ve 9 adet Tabiat Anıtı bulunduran Antalya ili en önemli köşe taşlarından biri olma niteliğindedir. Bu kadar çeşitli koruma alanlarını ve habitatları bünyesinde barındıran Antalya çok geniş bir flora ve faunaya ev sahipliği yapmaktadır. Bunlardan en çok göze çarpanları içerisinde memeli türleri de sayılabilir. Özellikle ender rastlanan (saz kedisi “Felis chaus”, vaşak “Lynx lynx”, karakulak “Caracal caracal” vb), postu ve boynuzlarıyla dikkat çeken (kaya sansarı “Martes foina“, yaban keçisi “Capra aegagrus“ vb), lokal popülasyonları bakımından ilgi gören (alageyik “Dama dama” vb), denizlerimize endemik (Akdeniz foku “Monachus monachus” vb.), milli popülasyonlarının nesli tükenmek üzere olan (su samuru “Lutra lutra” vb.) türler tüm dünya için ilgi odağı oluşturmaktadır. Bu bakımdan Antalya ilinin memeli faunasının özelliklerinin yetkililer ve ilgi grupları tarafından en azından genel anlamda tanınmasında ve koruma bilincinin yaygınlaştırılmasında fayda vardır.

Unutulmamalıdır ki “tanımıyorsanız, neyi, kimi, nasıl koruyacağınızı da bilmenizin yolu yoktur”. Bu evrensel yargıdan hareketle farkındalık çalışmaları sıklıkla tekrar edilmeli, ilgi grupları eğitilmeli ve bilinçlendirilmeli, biyolojik çeşitliliklerimizin tanınması ve özenle korunması teşvik edilmelidir.

Koruyacağımız değerlerimiz ve kaynaklarımız, milli geleceğimizin yapıtaşlarıdır!

 



Paylaş | | Yorum Yaz
1152 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

Bilim, Umut, Gelecek ve GENÇLİK - 08/05/2015
Sizler tarladan pazara, kamudan halka, sanayisinden şirketlerine, her kesiminden bir ulusun, bir milletin tüm unsurlarının en temiz hayallerine kendi hayallerinizi, umutlarına umutlarınızı katarak buralara geldiniz.
Söz Söylemeye Cesareti Olanlar Güzelliklerle Aramızdan Ayrılırken - 27/09/2012
Söz Söylemeye Cesareti Olanlar Güzelliklerle Aramızdan Ayrılırken...
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam29
Toplam Ziyaret53526
Hava Durumu
Anlık
Yarın
5° -2°
Saat